Skip to content
-
Subscribe to our newsletter & never miss our best posts. Subscribe Now!
  • https://www.facebook.com/
  • https://twitter.com/
  • https://t.me/
  • https://www.instagram.com/
  • https://youtube.com/
Kayseri Kultur

Kayseri Kultur bölgesinden en yeni haberler

Kayseri Kultur

Kayseri Kultur bölgesinden en yeni haberler

  • Ana Sayfa
  • Eğitim
  • Haber
  • Sağlık
  • GİZLİLİK POLİTİKASI
  • İLETİŞİM
  • Ana Sayfa
  • Eğitim
  • Haber
  • Sağlık
  • GİZLİLİK POLİTİKASI
  • İLETİŞİM
Subscribe
Close

Search

EğitimTeknoloji

Nadir elementler ve Türkiye’nin ileri teknoloji düzeyine sıçraması…

By Onur Yıldız
10 Ağustos 2026 6 Min Read
Nadir elementler ve Türkiye’nin ileri teknoloji düzeyine sıçraması… için yorumlar kapalı

Değerli okurlarım,

Emekli Büyükelçi Şükrü Elekdağ, 1970’li yılların başlarında Türkiye’nin Tokyo Büyükelçisi olarak bu ülkede dört yıl görev yaptı. Bu dönemde Japonya’nın köklü tarihi ve kültürünün yanı sıra, güçlü sanayisini, disiplinli iş hayatını, kalite anlayışını ve diğer devletlerle kurduğu iş birliklerini yakından tanıma imkanını buldu.

İki ülke arasındaki bazı işbirliklerinin gelişmesine katkıda bulunurken edindiği temel kanaat şuydu: Japonlarla kalıcı bir ortaklık, karşılıklı güvene dayanan ve iki hükümetin de sahiplendiği uzun vadeli planlardan doğar.

Nitekim o yıllarda, bugünkü adı IHI Corporation olan Ishikawajima-Harima Heavy Industries Co., Ltd. (IHI) ile Pendik Tersanesi için düşünülen Türk-Japon ortaklığının gerçekleşmesi amacıyla yoğun çaba gösterdi. Ancak proje, dönemin siyasi kesintileri ve ortaklığın koşullarına ilişkin itirazlar sebebiyle maalesef sonuçlandırılamadı.

Geçtiğimiz günlerde okuduğu bir haber, 101 yaşında olmasına karşın, pırıl pırıl bir hafızaya sahip bulunan bilge diplomatın bu eski tecrübeyi yeniden düşünmesine yol açtı. Zira Yomiuri Shimbun’un 22 Haziran 2026 tarihli haberine göre; Mitsubishi Electric, Shin-Etsu Chemical ve başka şirketlerle birlikte, kullanım ömrünü tamamlamış ev klimalarından gramlarla ölçülen düzeyde nadir toprak mıknatıslarını geri kazanıp, yeniden üretimde kullanmaya yönelik bir program başlatmıştı.

Hedef, Japonya’da Mitsubishi Electric tarafından üretilen klimalarda kullanılan nadir toprak elementlerinin yaklaşık yüzde 35’ini bu geri kazanım sistemiyle karşılamaktı.

İlk bakışta yalnızca bir çevre veya geri dönüşüm haberi gibi görünen bu gelişme, aslında büyük bir stratejik mücadelenin işaretiydi. Reuters’ın Çin gümrük verilerine dayanan 20 Temmuz 2026 tarihli haberine göre; Çin’den Japonya’ya haziran ayında disprosyum, terbiyum ve itriyum sevkiyatı yapılmamış, fiili tedarik kesintisi doğmuştu.

Japonya, mıknatıs ve ileri imalat sanayisinin küçük fakat vazgeçilmez girdilerinden mahrum kalma tehlikesiyle karşı karşıyaydı. Bu sebeple eski klimalar artık yalnız hurda değil, Japonya’da yıllar içinde birikmiş stratejik bir değerli maden deposuydu.

Bu haber, kalbi vatan sevgisiye çarpan Sayın Elekdağ’ın şu soru üzerinde düşünmesine ve ülkesi adına hayal kurmasına neden oldu; (Buna ihtiyatlı bir ümit de diyebiliriz.)

“Türkiye, sahip olduğu nadir toprak elementi potansiyelini Japonya’nın teknoloji birikimiyle birleştirerek ileri teknoloji düzeyine doğru tarihi bir sıçrama yapabilir mi?”

Böylece aşağıdaki makaleyi kaleme aldı:

“ASIL GÜÇ MADEN DEĞİL,ONU İŞLEYEBİLME KABİLİYETİDİR…

Bu noktada bir ihtiyat kaydı düşmek isterim. Bu yazı resmi ve bilimsel kaynaklardan hareketle, devlet hizmetinde bulunmuş bir gözlemcinin ortaya koyduğu stratejik bir öneridir. Hiç kuşkusuz, kesin teknik hükümler, ilgili mühendislerin ve bilim insanlarının bağımsız çalışmalarına dayanmalıdır.

Nadir toprak elementlerinin, elektrikli araç motorlarından rüzgar türbinlerine, endüstriyel robotlardan veri depolama sistemlerine, gelişmiş savunma sistemlerinden bazı tıbbi görüntüleme ve lazer uygulamalarına kadar geniş bir alanda kullanılmakta olduğunu okuyoruz. Bu elementlerin çoğu yer kabuğunda sanıldığı kadar az değildir. “Nadir” sayılmalarının başlıca sebebi, ekonomik olarak işletilebilecek yoğunlukta bir arada bulunmamalarından ve kimyasal özellikleri birbirine çok benzeyen elementlerin, tek tek ayrıştırılmasının güç olmasından kaynaklanmaktadır.

Bu bağlamda, Çin’in üstünlüğü de yalnız yeraltındaki kaynaklarından gelmemektedir. Uluslararası Enerji Ajansı’nın 2026 tarihli çalışmasına göre Çin, mıknatıs açısından kritik dört elementin (neodimyum, praseodimyum, disprosyum ve terbiyumun) 2024 yılı küresel maden üretiminde yüzde 60, rafinajında yüzde 91 ve yüksek performanslı kalıcı mıknatıs üretiminde yüzde 94 paya sahipti. Benim bu verilerden çıkardığım sonuç şudur: Stratejik güç, cevheri yalnızca topraktan çıkarmakta değil; onu yüksek saflıkta “oksitler”e ayırmakta, metale ve alaşıma dönüştürmekte, mıknatıs üretmekte ve nihayet bu mıknatısı bir motorun, robotun veya savunma sisteminin içine yerleştirebilmektedir.

*
Türkiye’nin Eskişehir-Beylikova’da açıkladığı 694 milyon tonluk kaynak, bu nedenle büyük bir imkan olduğu izlenimini yaratmaktadır. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Beylikova’yı dünyada tek sahada tespit edilen en büyük ikinci nadir toprak elementi kaynağı olarak nitelendirmiş ve pilot tesisin 2023 yılında devreye alındığını bildirmiştir. Öte yandan, 2026 tarihli Amerikan Jeolojik Araştırmalar Kurumu (US Department of Interior: US Geological Survey – USGS) raporundaki uluslararası karşılaştırma tablosunda; Türkiye’nin nadir toprak rezervleri arasında ayrı bir satırda yer almaması hayret verici bir durumdur.

Bu bakımdan rezervlerimiz ile ilgili uluslararası ölçülerde bağımsız bir doğrulamaya ihtiyaç duyulabilir. Zira, uluslararası alanda bir tereddüte yol açmamak için, neye sahip olduğumuz kesin olarak bilinmelidir.

TÜRKİYE KATMA DEĞER MERDİVENİNDE YÜKSELMELİ…

Değer merdiveninin en alt basamağında ham veya az işlenmiş madde satan; üst basamaklarında ise teknoloji, standart ve üretim sistemi geliştiren ülkeler bulunur. Türkiye her sektörde aynı seviyede değildir: savunma, otomotiv ve beyaz eşya sanayilerinde önemli bir üretim tecrübemiz olmakla birlikte, bazı kritik malzemelerde ve üretim teknolojilerinde dışa bağımlılığımız sürmektedir.

Değerli elementlerin katma değer zincirinin Türkiye açısından yorumlanmasında yaptığım araştırmaların sonucunda, yukarıdakilere ilave olarak şu bilgileri de edindim: Birinci basamak: cevheri çıkarıp konsantre halinde satmak; madencilik bilgisi gerektirir. İkinci basamak: elementleri birbirinden ayırıp yüksek saflıkta “oksit” üretmek; ileri kimya ve proses bilgisi gerektirir. Üçüncü basamak: bu oksitleri metale, alaşıma ve mıknatıs tozuna dönüştürmek; metal işleme ve malzeme bilimi gerektirir.

Dördüncü basamak: yüksek performanslı kalıcı mıknatıslar üretmektir. Beşinci basamak: bu mıknatıslarla motor, jeneratör, hassas hareket sistemi vb. üretmektir. Altıncı basamak: bütün bu üretimi mümkün kılan makineyi, yazılımı, ölçüm yöntemini, standardı ve patenti geliştirmektir.

*
Değer zincirinin ilk basamağında cevheri satar ve esas olarak madencilik geliri elde ederiz. Zincirde yukarı çıktıkça aynı cevherden elde edilen malzeme; kalıcı mıknatısların, motorların, robotların veya savunma sistemlerinin kritik bir bileşenine dönüşür ve yarattığı katma değer katlanarak artar.

En üst basamakta ise artık yalnızca ürün değil, başkalarının da üretim yapmasını mümkün kılan teknoloji, mühendislik bilgisi, tasarım, lisans ve üretim makineleri satılır. Kalıcı ve sürdürülebilir değer, esas olarak üst aşamalarda doğar. Zira değer zincirinde çıkılan her basamak, ülkeye daha nitelikli istihdam, ileri üretim bilgisi, fikri mülkiyet ve daha güçlü bir ihracat kabiliyeti kazandırır. Nitekim Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın son açıklamalarında da ülkemizin sahip olduğu kaynakların yüksek katma değerli ürünlere dönüştürülmesinin hedeflendiği vurgulanmıştır.

BU BİR DEVLET PROJESİ OLMALIDIR…

Nadir toprak elementleri, milli güvenlik ve gelecek nesillerin refahıyla ilgili stratejik bir varlıktır. Bu sebeple madencilikten değer zincirinin üst basamaklarına kadar uzanan programın hedeflerini ve kurallarını devlet belirlemelidir. Bu, her fabrikayı devletin işletmesi anlamına gelmez; zira özel sektörün sermayesi, sürati, üretim tecrübesi ve ihracat kabiliyeti mutlaka kullanılmalıdır. Fakat takvimi, yabancı ortaklara verilecek hakları, yerli üretim şartlarını, çevresel yükümlülükleri ve teknolojik bilginin Türkiye’de kökleşmesini sağlayacak hükümleri devlet güvence altına almalıdır.

Program, hükümet değişikliklerinden etkilenmeyecek kadar sağlam bir hukuki ve kurumsal zemine oturmalı; uzun dönemli bütçesi ve ölçülebilir hedefleri bulunmalıdır. Enerji ve Tabii Kaynaklar, Sanayi ve Teknoloji, Dışişleri, Hazine ve Maliye ile Milli Savunma Bakanlıklarının yanı sıra Eti Maden, NATEN, MTA, TÜBİTAK, üniversiteler ve ilgili şirketlerle kurumlar, ortak bir program altında buluşturulmalıdır.

JAPONYA İLE DEVLETLER ARASI BÜYÜK MUTABAKAT…

İleri teknoloji sahibi ülkelerin ve şirketlerin en hassas oldukları konulardan biri, kendilerini üstün kılan üretim bilgisini (know-how) tavizsiz biçimde korumaktır. Aralarında yazılı bir anlaşma bulunmasa dahi, kritik ‘know-how’ı devlet sırrını korur gibi koruma konusunda benzer bir refleksle hareket ederler.

Para ödemek çoğu zaman bu kapıyı açmaya yetmez. Ancak Türkiye’nin nadir toprak elementleri potansiyeli doğru kullanılırsa, bu kapının anahtarı olabilir; çünkü bugün Japonya güvenli ve Çin dışı bir tedarik kaynağına her zamankinden fazla ihtiyaç duymaktadır. Tam da bu nedenle zamanlama elverişlidir.

Türkiye Japonya’ya yalnız maden satmak yerine, uzun vadeli bir stratejik güvence sunmalı; bunun karşılığında Japon ortaklar da Türkiye’de ayrıştırma, metal ve mıknatıs üretimi ile bu mıknatısları kullanan motor ve hassas sistemlerin kurulmasına katılmalıdır.

Japonya’nın elinde denenmiş bir finansman ve tedarik modeli vardır. Japonya, Avustralya’ya kredi ve sermaye sağlamış; karşılığında uzun dönemli olarak Japon pazarı için nadir toprak ürünü tahsisi elde etmiştir. Türkiye bu modelden uygun gördüğü ölçüde esinlenebilir.
Türkiye aynı zamanda Japonya’nın “şehir madenciliği” tecrübesinden yararlanmalıdır.

Japonya’da ev klimaları dahil dört büyük beyaz eşya grubunun toplanması ve geri dönüştürülmesine ilişkin hukuki sistem 2001’den beri yürürlüktedir. Bu nedenle yukarıda bahsettiğim Mitsubishi Electric’in 2026 programı, kriz karşısında bir anda doğmuş münferit bir teşebbüs değil; çeyrek asırlık kurumsal altyapının yeni bir uygulamasıdır. Türkiye de ürünlerde mıknatıs içeriğini izleyen kayıt sistemi, üretici geri alma yükümlülüğü ve geri kazanım tesisleri ile birlikte, bugünün ithal edilmiş metallerini yarının milli stokuna dönüştürmelidir.

SONUÇ: REZERV DEĞİL, NESİLLER BOYU SÜRECEK KABİLİYET…

Türkiye’nin nadir toprak elementleri, doğru yönetilirse ülkemize yalnız ihracat geliri değil, ileri üretim kabiliyetlerine açılan bir yol sağlayabilir. Anahtar elimizde olabilir; kapının açılması için devlet aklına, sabra, çevresel sorumluluğa, kesintisiz bir eğitim seferberliğine ve hukuki ve kurumsal güven veren, demokratik ve öngörülebilir bir Türkiye’ye, ihtiyaç vardır.

Japonya’nın eski klimalardan az miktarda stratejik metal çıkarmak için kurduğu sistem, bize önemli bir mesaj veriyor: Teknolojik dayanıklılık, kriz başladığında verilen acele kararlarla değil, yıllar öncesinden kurulmuş kurumlarla kazanılır. Türkiye bugün doğru sırayla harekete geçerse Japonya’ya güvenilir bir tedarik ortağı olabilir; kendi halkına ise maden gelirinin ötesinde, ayrıştırma bilgisi, mıknatıs fabrikası, motor tasarımı ve üretim makinesi armağan edebilir.

Önümüzdeki tercih açıktır: Beylikova’daki cevheri, gerçek ekonomik değerini ve stratejik ağırlığını ortaya koymadan ham veya düşük işlenmiş halde sınırlı bir gelir karşılığında satmak mı; yoksa onu Türkiye’de ayrıştırıp mıknatısa, motora ve yüksek teknolojili nihai ürüne dönüştürerek kalıcı bir milli kabiliyet yaratmak mı?

Ben ikinci yolun mümkün olduğuna inanıyorum. Bu yol kolay değildir; fakat Türkiye’nin ileri teknoloji düzeyine sıçraması için nadir bulunan bu fırsat, nadir elementlerin kendisinden daha kıymetli olabilir.

The post Nadir elementler ve Türkiye’nin ileri teknoloji düzeyine sıçraması… first appeared on Kilis Egitim.

Author

Onur Yıldız

Follow Me
Other Articles
Previous

Türkiye’de obezite alarmı! Kadınlarda oran yüzde 40’a ulaştı

Next

Bakan Kacır duyurdu: Temiz enerji girişimlerine 6,5 milyon TL destek!

SON YAZILAR

  • Punch’ı hatırladınız mı? Sürüden şiddet gören öksüz maymun şimdi abilik yapıyor!
  • Ankara vize serbestisi için harekete geçti: İşte aşılması gereken 6 başlık
  • Azerbaycanlı kadın evinde ölü bulundu: İhbar yurt dışından geldi
  • İzmir’in siyasi hafızasından dikkat çeken çıkış: 30 ilçeden 78 ilçe başkanı chp’den istifa etti
  • Belediye başkanı iskeleden düştü, vücudunda kırıklar oluştu
  • Mercedes-AMG’nin gizlenen elektrikli SUV modeli şekilleniyor
  • Kaçırılan Hitomi Soga’nın Dramı
  • Etna Yanardağı’nda patlama: İtalya’nın Katanya Havalimanı’nda uçuşlar durduruldu
  • Samsun’da sağanak etkili oldu: Araçlar yollarda mahsur kaldı
  • Sosyal Risk Haritaları ile Hızlı Destek

Sayaç

Kategoriler

  • Eğitim (1.066)
  • Ekonomi (96)
  • Haber (406)
  • Sağlık (81)
  • Teknoloji (39)
Copyright 2026 — Kayseri Kultur. All rights reserved. Blogsy WordPress Theme
Office Lisans Satın Al
beylikdüzü escort avcılar escort esenyurt escort beylikdüzü escort bahçeşehir escort istanbul escort
adana escort
Kayseri çıkışlı tur programları
adana escort