Kastamonu ormanlarında yetişen çeşitli mantar türleri, basınç ülserlerinin tedavisine yönelik yenilikçi bir çözüm olarak öne çıkıyor. Türkiye’de ve dünya genelinde yaygın bir sağlık sorunu olan yatak yaralarının tedavisi, tıbbi mantarların kullanımıyla geliştirilen yakı teknolojisi ile hız kazanacak. Kastamonu Üniversitesi Tıp Fakültesi öncülüğünde İstanbul Üniversitesi, Sivas Cumhuriyet Üniversitesi ve Marmara Üniversitesi’nin iş birliğiyle yürütülen proje, 19 akademisyenin katkılarıyla hayata geçiriliyor.
Bu projede, Kastamonu ormanlarından toplanan Ganoderma Lucidum (Reişi Mantarı), Laetiporus Sulphureus (Kükürt Mantarı) ve Amanita Caesarea (İmparator Mantarı) gibi tıbbi mantarların fitokimyasal içerikleri üzerinde çalışmalar sürdürülüyor. Bilim insanları, yaklaşık bir yıl süren araştırmalarının ardından etkili bir mantar bazlı yakı geliştirmeyi hedefliyor. Mantarların antioksidan, antiinflamatuvar ve yara iyileştirici özellikleri, basınç ülserlerinin tedavisinde önemli bir çözüm sunacak.
Projenin amacı, geleneksel tedavi yöntemlerine göre daha etkili, doğal ve yan etkileri minimize edilmiş bir alternatif sunmaktır. Prototipin kısa süre içerisinde hazırlanması planlanıyor ve bu süreçle birlikte sağlık alanında olduğu kadar ekonomik olarak da önemli katkılar sağlanması hedefleniyor. İki yıl içinde tamamlanması beklenen projede, prototipin ortaya çıkmasıyla birlikte patent süreci de başlatılacak.
Projenin mentörlüğünü üstlenen Kastamonu Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Farmakoloji Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Çiğdem Sevim, “Kastamonu, Türkiye’nin en yaşlı ikinci şehri. Yaşlı nüfusun çok fazla olduğu bu bölgede, palyatif servislerdeki hastalar, basınç ülserlerinden ciddi şekilde etkileniyor. Bu sorunları çözmek amacıyla mantar türlerinin zenginliğinden yararlanmayı düşündük” şeklinde konuştu.
Doç. Dr. Sevim, projenin üzerinde bir yıldan fazla bir süre çalışıldığını ve üç yerel mantar türünün optimizasyonlarının yapıldığını belirtti. “Bu mantar türlerinden elde ettiğimiz taşıyıcı sistem, kişilerin bağışıklık sistemlerini güçlendirirken aynı zamanda sağlıklı dokuların çoğalmasını destekleyecek. Projemiz kapsamında ilk prototipin üç ay içinde ortaya çıkmasını bekliyoruz” dedi.
Kaliteli ve güvenilir bir ürün geliştirme hedefiyle yola çıktıklarını vurgulayan Doç. Dr. Sevim, “Projemiz, hücreden dokuya kadar her yönlü analizleri yapabilmeyi amaçlıyor. Toksikoloji ve hücresel deneyler gerçekleştirmeden, ürünlerimizin güvenilirliğini kanıtlayamayız. Dört farklı üniversiteden 19 akademisyenin yer aldığı bu proje, orman fakültemizin aktif katkılarıyla ilerliyor” ifadelerini kullandı.